MARMARA ÜNİVERSİTESİ’NDE MİLLİ TEKNOLOJİ ATÖLYESİ AÇILDI
MARMARA ÜNİVERSİTESİ’NDE MİLLİ TEKNOLOJİ ATÖLYESİ AÇILDI
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, teknolojinin günümüz dünyasına yön verdiğini belirterek, “Bugün kendi insansız hava araçlarını, savaş uçaklarını, deniz platformlarını, uydularını, füzelerini geliştirip üreten bir Türkiye var. Savunma sanayinde yakaladığımız bu başarılar milletimizin zihnine vurulmak istenen prangaları parçalayıp attı.” dedi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı öncülüğünde, TÜBİTAK’ın desteğiyle, Türkiye’nin Millî Teknoloji Hamlesi hedefleri doğrultusunda, 81 ilde Millî Teknoloji Atölyeleri kurulması hedefleniyor. Bu kapsamda Marmara Üniversitesi’nde hayata geçirilen Millî Teknoloji Atölyesi’nin açılışı; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi.
Bakan Kacır konuşmasında, açılan atölyelerin gençlerin teorik bilgilerini pratiğe dönüştürmelerine imkân sağlayacağını vurgulayarak şunları kaydetti:
MARMARA ÜNİVERSİTESİ MİLLİ TEKNOLOJİ ATÖLYESİ
Üniversite kampüslerinde kurduğumuz Millî Teknoloji Atölyeleriyle gençlerimizin üniversite sıralarında edindiği teorik bilgiyi pratik yetkinliğe dönüştürmelerini, takım ruhuyla hareket ederek yerli ve millî teknoloji çözümleri geliştirmelerini sağlıyoruz. Marmara Üniversitesi bünyesinde, Recep Tayyip Erdoğan Külliyesi'nde hayata geçirdiğimiz ve bugün birlikte açtığımız Millî Teknoloji Atölyesi ortaya koyduğumuz bu anlayışın somut bir yansıması. İnanıyoruz ki; atölyenin sağladığı imkânlardan yararlanan gençlerimiz ulusal ve uluslararası platformlarda yeni başarılara imza atacak, yüksek teknoloji odaklı projeleriyle küresel arenada Türkiye'nin adını en üst sıralara yazdıracak. TÜBİTAK aracılığıyla 30 milyon lira destekle hayata geçen bu yatırım, üniversitemizin araştırma ve yenilik kapasitesini daha ileri taşıyacak.
ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞ BİRLİĞİNİ GELİŞTİRİYORUZ
Marmara Üniversitesi sahip olduğu akademik birikim, yetiştirdiği insan kaynağı ve ortaya koyduğu projelerle Türkiye'nin teknoloji odaklı kalkınma sürecinde her zaman öncü kurumlardan biri olageldi. Bugün birçok stratejik alanda elde ettiğimiz başarıların arkasında, bu köklü kurumun yetiştirdiği mühendislerin, araştırmacıların, bilim insanlarının ve yöneticilerin emeği bulunuyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak, Millî Teknoloji Hamlemizin öncü kurumları arasında üniversitemizin de yer alması için gerekli tüm desteği sunma gayretindeyiz. 2002'den bu yana TÜBİTAK'ın bilim insanlarına ve öğrencilere yönelik burs programları kapsamında Marmara Üniversitesi'nde 3 bin 700'den fazla öğrenci ve araştırmacıya 1 milyar 400 milyon lira destek sağladık. Özel sektöre, akademiye ve kamuya yönelik destek programları kapsamında üniversitemizin 628 projesine 1 milyar 600 milyon lira kaynak oluşturduk. Üniversitemizdeki bilimsel bilginin ekonomik değere ve yüksek katma değerli ürünlere dönüşmesi için Marmara Üniversitesi TeknFopark'ı kurduk. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak üniversite-sanayi iş birliğini geliştirecek, ülkemizi yüksek teknolojide devler ligine taşıyacak projeleri gençlerimizin, milletimizin hizmetine sunmaya devam edeceğiz.
DÖRDÜNCÜ SANAYİ DEVRİMİ
Teknoloji günümüz dünyasına her anlamda yön veriyor. Yapay zekâdan yarı iletken teknolojilerine, uzaydan bulut bilişimi, biyoteknolojiden enerji teknolojilerine, farklı sahalarda gerçekleştirilen özgün çalışmalar, insanlığa yeni ufuklar açarken küresel güç dengelerini de yeniden tanımlıyor. Dördüncü Sanayi Devrimi olarak da tanımlanan bu süreç, Ar-Ge'ye, teknolojiye ve nitelikli insan kaynağına yatırım yaparak yeniliğe öncülük edenlerin dünya sahnesinde yükseldiği, bu treni kaçıran diğer ülkelerin ise başkalarının ürettiği teknolojinin ancak pazar yeri olmaya mahkûm edildiği bir yol ayrımını ifade ediyor.
GELİŞİM YOLCULUĞU
Ülkemiz ne yazık ki; geçmiş sanayi devrimlerinin sunduğu fırsatları yeterince değerlendirememiştir. Vecihi Hürkuş, Şakir Zümre, Nuri Demirağ gibi Millî Teknolojinin öncü isimlerinin başlattığı hamleler “Siz yapamazsınız, dışarıdan almak daha ucuz, icat çıkarmayın” gibi söylemlerle akamete uğratıldı. Bakınız 2000'li yılların öncesinde Ar-Ge ve inovasyon sanayimizin gündeminde yer almıyordu. Üniversitelerimizle sanayimiz arasına adeta görünmez sınırlar örülmüştü. Dünya koşar adım internet devriminin sunduğu imkânlarla yeni bir üretim, iletişim ve rekabet düzeni inşa ederken biz uzun yıllar boyunca bu dönüşümün asli aktörlerinden biri olmak yerine çoğu zaman dönüşümü geriden takip eden bir konumda kaldık. Ancak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde son 23 yılda attığımız kararlı adımlarla bu tabloyu baştan başa değiştirdik. Ar-Ge’yi, inovasyonu, yüksek katma değerli üretimi ve üniversite sanayi iş birliğini kalkınma politikalarımızın merkezine yerleştirdik. Bugün Türk mühendislerinin, araştırmacılarının, girişimcilerinin imza attığı projeler ülkemizin özgüvenini, üretim kabiliyetini ve küresel rekabet gücünü tahkim ediyor. Bu gelişim yolculuğumuz tüm dünya tarafından yakından takip ediliyor.
SAVUNMA SANAYİ BAŞARILARI PRANGALARI PARÇALADI
Bunun en çarpıcı örneklerini savunma sanayinde görüyoruz. Evvelden piyade tüfeğini bile ithal etmek zorunda kalan, savunma sanayindeki yüksek dışa bağımlılığı nedeniyle en temel ihtiyaçlarının dahi kendisine karşı birer koz olarak kullanılmaya çalışılan bir Türkiye vardı. Bugün kendi insansız hava araçlarını, savaş uçaklarını, deniz platformlarını, uydularını, füzelerini geliştirip üreten bir Türkiye var. Savunma sanayinde yakaladığımız bu başarılar milletimizin zihnine vurulmak istenen prangaları parçalayıp attı. Ve diğer sektörlerde de büyük dönüşümün önünü açtı. Tüm sektörlere yayılan güçlü bir teknoloji ekosisteminin oluşmasına, ülkemizdeki Ar-Ge kültürünün güçlenmesine vesile oldu. Kapsamlı Ar-Ge teşviklerimiz de bu büyük dönüşüm hikâyesinin en güçlü kaldıraçlarından biri oldu.
AR-GE ALTYAPISINDAN KÜRESEL SAHNEYE
Bakınız 2002'den bu yana Türkiye'nin Ar-Ge harcamalarını yıllık 1,2 milyar dolardan 20 milyar dolara yükselttik. Ar-Ge harcamalarının millî gelirimizdeki payı binde 5’ten yüzde 1,5’e çıktı. 2002'de 29 bin olan tam zamanlı eşdeğer Ar-Ge personel sayımız şimdi 310 bini aştı. Oluşturduğumuz Ar-Ge altyapısıyla eş zamanlı devrimlerle büyük bir dönüşüm geçiren otomotiv sektöründe fikri ve sınai mülkiyet hakları tümüyle ülkemize ait olan Togg'la küresel sahnede yerimizi aldık. Elektrikli, bağlantılı, otonom ve akıllı mobilite teknolojilerini ülkemiz adına yeni bir atılım sahasına dönüştürdük. TÜRKSAT 6A ile ülkemizi uydu teknolojilerinde dünyada ilk 11'e yani A takımına taşıdık.
TEKNOFEST KUŞAĞI GELİYOR
Biliyoruz ki bu ivme artarak devam edecek. Çünkü işte az önce de birlikte olduğumuz TEKNOFEST kuşağı olarak tarif ettiğimiz özgüveni yüksek, en iyisini biz yaparız iradesine sahip, millî şuuru güçlü, tasarlayan, geliştiren, üreten ve önüne çıkan engeller karşısında pes etmeyen bir nesil geliyor. Bizlere düşen gençlerimizin hayallerini desteklemek, fikirlerini ürüne, projelerini girişime ve birikimlerini katma değeri dönüştürebilecekleri altyapıları kurarak onları Türkiye Yüzyılının mimarları kılmaktır.
GENÇLERİ DESTEKLEMEYE DEVAM EDİYORUZ
Bu anlayışla gençlerimizin erken yaşlardan itibaren bilimle, teknolojiyle ve üretim kültürüyle tanışmasını sağlayan çok yönlü bir ekosistemi hayata geçiriyoruz. 2018'den bu yana düzenlediğimiz TEKNOFEST’lerle gençlerimizin yenilikçi fikirleri hayata geçirmelerine imkân tanıyoruz. Sektör Kampüste programıyla üniversite öğrencilerimize henüz eğitim süreçleri devam ederken, reel sektör profesyonelleri ile üniversitelerde açtığımız derslerde buluşturuyoruz. Millî Teknoloji Uzmanlık programlarımızla ülkemizin yüksek teknoloji atılımında ihtiyaç duyduğu yetkin insan kaynağını destekliyoruz. Bilim şenliklerinden bilim fuarlarına, TÜBİTAK Popüler Bilim yayınlarından, Türkiye'nin dört bir yanında kurduğumuz bilim merkezlerine kadar geniş bir alanda yürüttüğümüz çalışmalarla toplumun her kesiminde bilime olan ilgiyi diri tutuyor, üretme heyecanını büyütüyoruz.
Kaynak:(www.sanayi.gov.tr)
